Delta Tarım Kimyasalları San. ve Tic. A.Ş.
         
    
Türkçe   
  
   Bu Sayfayı Paylaş   
  Türkiye Topraklarının Sorunları ve Çözümleri 2  


  
    Back to top

HAZIRLAYAN : PROF. DR. ŞEREF KUNÇ

TÜRKİYE TOPRAKLARININ SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ

GİRİŞ:

1960'lı yıllarda bazı bilim adamları Dünya'daki hızlı nüfus artışının büyük açlık tehlikesi yaratacağını tahmin ediyorlardı. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin tarıma yansıması nedeniyle bugün bu tür bir tehlikeden fazla söz edilmemektedir. Yapay ortamlarda yapılan tarım hızla gelişmektedir.Fakat toplam gıda tüketimindeki payı %4'ler civarındadır ve ürün pahalıdır. Tarımın %98'ı toprakta yapılmaktadır. Toprak bitkiler için en yaygın besi ortamı olmaya da devam edecektir. Binlerce yılda oluşan toprağa çok iyi sahip çıkılmalıdır. TEMA Vakfı bu alanda ülkemizde çok yararlı çalışmalar yapmaktadır. Sadece tarımla uğraşanları değil tüm toplumu bilinçlendirmektedir. Ülkemizde erozyonla olan toprak kaybı çok büyük boyutlardadır ve bilinen gerekli önlemlerin alınması yaygınlaştırılmalıdır.

TOPRAK

Ana kayaçın parçalanması sonucu oluşan topraklar inorganik maddelerdir. Fakat üstünde zamanla oluşan bitki örtüsünün organik maddelerinide içerirler. Coğrafi etkenler sonucu değişik ortamlarda inorganik ve organik maddelerin karışımı sonucu değişik özelliklerde topraklar oluşur. En iyi toprak, nehir deltalarında bulunmaktadır. Bu oluşum binlerce yıl almaktadır. Toprak bünyesine göre kumlu tınlı, killi tınlı ve killi diye gruplandırılabilir

Toprak bünyesi su tutma kabiliyeti gibi bitkiler için önemli olan fiziksel özellikleri belirlemektedir. Organik madde içeriğide buna büyük katkıda bulunur.

Verimli bir toprak bitkinin besin olarak kullandığı kimyasal maddeleride içermelidir. Dolayısıyla toprağın kimyasal özellikleride önemlidir. Bitkilerin besin olarak kullandığı 16 element bilinmektedir. Bunların dışında sodyum, kobalt ve silisyumunda bazı bitkiler için önemli olduğu iddia edilmektedir.

Bitkinin ihtiyacı ve miktarına göre makro elementler ve topraktaki bulunan miktarlar şöyledir. Karbon,hidrojen, oksijen, azot (0,20-0,50%), fosfor (0,20-0,40%), kükürt (0,02-0,50%), potasyum (0,20-4,0%), kalsiyum (0,10-5,0%), magnezyum (0,20-2,50%). Mikroelementler ise; demir (0,5-5,0%), mangan (0,1-1,0%), çinko (0,003-0,008%), bor (0,003-0,008%),bakır (0,001-0,005%), kobalt (0,003-0,005%) ve molibden (0,003-0,005%).

Bitkiler, karbonu havadan karbondioksit olarak, hidrojen ve oksijeni ise, toprak gözeneklerinde bulunan sudan temin ederler. Azot, genellikle toprakta bulunan azot bakterilerinin hava azotunu, nitrat veya amonyağa çevirmesi sonucu, kökler vasıtasıyla sağlar. Fosfor, kükürt, potasyum, kalsiyum ve magnezyum ise topraktan kökler vasıtası ile alınır. Bu işlemde topraktaki suyun ve toprağın pH'sinin büyük önemi vardır. Bu elementler belli pH'lerde bitki bünyesine maksimum transfer olurlar. Bu makro elementlerin eksikliği söz konusu ise, kimyasal gübre olarak toprağa verilmektedir.

Mikro elementlerde yine topraktan uygun pH'de bitki bünyesine geçerler. Bitki için, en uygun pH aralığı 6.0-7.4'dir. Bu aralıktaki topraktan makro ve mikro elementler en iyi şekilde bitki bünyesine geçer. Genellikle mikro elementler yaprak gübresi olarak uygulanmaktadır, fakat kökten verilmeleri daha iyidir. Mikro element eksikliği çeşitli hastalık ve dolayısıyla verimde düşüşe neden olurken fazlası toksik etki yapar. Bu nedenle sağlıklı bitki yetiştirmede, toprağın iyi tanınması ve kimyasal analizlerinin yapılarak eksik mikro ve makro elementler belirlendikten sonra eksikliği giderecek miktarlarda gübreleme yapılmalıdır.Aksi takdirde istenilen verim artışı sağlanamaz ve yapılan masraflar boşa gider.

TÜRKİYE TOPRAKLARI

Toprak dinamik özellikte karmaşık kimyasal yapıdadır. Bu nedenle belli bir zamanda yapılan çalışmalar toprağın kimyasal bileşimini kesin belirlemez. Genel fikir edinmek için ülkemiz topraklarının bünyesini, makro ve mikro besin maddeleri içeriği değişik araştırıcılar tarafından incelenmektedir. Dr.Fikret EYÜBOĞLU ve arkadaşları tarafından yapılan çalışmalar temel alınabilir. Bu çalışmalara göre (T.C. Başbakanlık Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Toprak ve Gübre Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Yayınları) ülkemizde ekilebilir alan 17000000 dönümdür. Bu toprakların yüzde olarak bünyesi ise şöyledir;

Bünye %
Kumlu 3.27
Tınlı 50.49
Killi Tınlı 41.45
Killi 4.74
Ağır Killi 0.05

Kumlu toprakların havalanması iyi olmasına karşın su tutma kabiliyeti yoktur. Elverişli hale getirmek için su tutma özelliği olan organik maddeler veya kil içeren malzemeler karıştırılabilir. Perlitte bu amaç için kullanılabilir. En ideal tarım toprağı tınlı olanıdır. Ülkemiz ekilebilir topraklarının yarısı bu türdendir. Yeterli besin maddelerinide içeriyor ise verim yüksektir.

Killi topraklar su tutma kabiliyetinin iyi olmasına karşın partiküller arasında boşluk çok az olduğundan havalanması iyi değildir. Bu nedenle kum veya organik gübre ilave edilerek verim arttırılabilir. Killi, tınlı ve killi ve ağır killi olarak sınıflandırılan ve toplam içinde %46.25 payı olan bu tür toprakların islahı ile verim arttırılabilir.Tarla topraklarının islahı çok pahalı olabilir. Ama sera veya saksı toprağının islahı daha ekonomiktir.

İyi bir toprak, üç kısım tınlı, bir kısım organik madde (tercihen sphagnum yosun torfu) ve bir kısım perlitten oluşur. Bu şekilde hazırlanan yapay toprak verim maksimumdur.

Tipik bir killi-tınlı toprak %34 kum, %53 tın ve %27 kil içerir.

Organik madde:

Topraktaki organik madde, drenaj ve havalanma özelliğini artırıcı olması açısından önemlidir. Toprağın hacim olarak %20-50 arasında değişen organik madde ideal bir bitki gelişim ortamı sağlar. Tarla topraklarında bu oran %2-5 arasında değişir. Organik madde, toprağı gevşek tutar, havalanma ve drenaj özelliğini artırır ve toprak partiküllerinin sıkışmalarını önler.

Kullanılabilecek organik maddeler, seluloz, hemiseluloz, lignin bileşikleri, turba, çiftlik gübresi, hızar tozu, ağaç kabuğu ve yongaları, mısır koçanı, yerfıstığı ve fındık kabukları, çürümüş yapraklar, çeşitli bitkilerin sap ve samanları bu amaçla kullanılabilir. Aynı amaçlı kaba, partiküllü kum, perlit, vermikulit, yanmış kil, kömür, maden curufları, şişmiş polistren ve üre formaldehit köpükleride kullanılabilir. Tüf de bu amaç için idealdir. Sera ve saksıda yapay yetiştirme ortamı olarak bu tür maddelerden yararlanılır.

Türkiye topraklarının organik madde seviyesi şöyledir;

Organik Madde Seviyesi % Dağılımı
%1'den az 21.47
%1-2 43.78
%2-3 22.62
%3-4 7.57
%4'den fazla 4.56

İyi bir toprağın %4'den fazla organik madde içermesi gözönüne alındığında toprakların büyük çoğunluğunun organik maddece fakir olduğu söylenebilir.

BESİN MADDE İÇERİĞİ

A) MAKRO ELEMENTLER :Karbon, hidrojen ve oksijenin eksikliği sözkonusu olmadığından bunların gübre olarak verilmeside söz konusu değildir. Diğerleri ise kimyasal gübre olarak toprağa verilebilmektedir.

1.Fosfor: Türkiye topraklarında fosfor seviyesi (kg P205'da olarak) şöyledir;

Fosfor Seviyesi % Dağılımı
3 çok az 29.52
3-6 az 28.52
6-9 orta 16.98
9-12yüksek 9.32
12 çok yüksek 15.66

Görüldüğü gibi %65 fosfor eksikliği söz konusudur ve kimyasal gübre olarak takviye edilmelidir.

2. Kireç

Türkiye topraklarındaki kireç seviyesi (kgCa/da olarak) şöyledir;

Kireç Seviyesi % Dağılımı
1 çok az 23.08
1-5 az 18.30
5-15 orta 25.14
15-25 fazla 16.65
25 çok fazla 16.83

3.Topraktaki kireç miktarı toprağın pHsinide belirler. Fazla kireçli topraklarda pH yüksektir ve besin maddelerinin bitki bünyesine geçmesi zorlaşır. Türkiye topraklarının pH seviyesi şöyledir;

PH Seviyesi % Dağılımı
4.5 çok asidik 0.35
4.5-5.5 orta asidik 1.65
5.5-6.5 asidik 5.36
6.5-7.5 notr (ideal) 29.86
7.5-8.5 hafif bazik 62.00
8.5 çok bazik 0.78

Görüldüğü gibi, topraklarımızın büyük bir kısmı (%62) hafif bazik karakterdedir ve idealden sapma vardır.

4.Potasyum

Türkiye topraklarının potasyum seviyesi (Kg K2O/da olarak) şöyledir;

Potasyum Seviyesi % Dağılımı
20 az 2.64
20-30 orta 4.15
30-40 yeterli 5.84
40 yüksek 87.37

Görüldüğü gibi çok az oranda toprakta potasyum gübre olarak verilmelidir. Büyük orandaki toprakta potasyum fazla miktarda bulunmaktadır.

5.Tuz

Aşırı oranda NaCl içeren toprakta beslenme eksikliği görülür ve bitkiye zararlıdır. Türkiye topraklarının tuz seviyesi şöyledir;

Tuz % % Dağılım
0.15 çok az 95.51
%0.15-0.35 hafif 3.54
%0.35-0.65 orta 0.67
0.65 çok fazla 0.28

Tuz açısından drenajla tuzluluğu giderilmesi gerek toprak %si sadece 0.28'dir.

B.MİKRO ELEMENTLER

Mikro elementler toprakta ve bitkide çok küçük miktarda (ppm, milyonda birkaç mertebesinde) bulunur. Fakat, eksikliği söz konusu ise tarımsal üretimin düşmesine yol açar. Bazılarının aşırı miktarı toksik etkide yapabilir.

Eksikliği halinde, makro besin maddeleri ne kadar verilirse verilsin bitki verimi artmaz. Topraktan, bir yıl boyunca alınan mikro element miktarı %1civarındadır. Genellikle kumlu ve bazı peat topraklarda eksikliği söz konusu olabilir. Kireçli topraklarda ve pH'si yüksek topraklarda bitki, topraktan mikro element alamadığı için eksikliği söz konusu olabilmektedir. Bu tür topraklarda eksiklik kelat formda verilerek giderilebilir (yaprak gübresi gibi).

1.Demir; Bitki ve toprakta en çok bulunan mikro elementtir. Bitkide miktarı 20-1500 ppm arasındadır. Klorofil üretimde katalizördür. Bazı enzim yapısında da yeralır.

Demir eksikliği bitkilerin genç yapraklarında damarlar arasında sararma şeklinde kendini belirtir. Soya fasülyesinde kahverengi lekeler oluşur. Demir toksitesi ise, çeltik bitkisinde bronzlaşma olarak bilinir. Turunçgiller, meyve ağaçları, asma, soya fasulyesi, fasulye, diğer baklagiller, mısır, domates gibi bitkiler kireçli topraklarda demir klorozondan (demirin topraktan bitkiler tarafından yeterince alınamaması) dolayı verim çok düşer. Toprakta demir, 0,02 ppm düşük, 2.0-4.5 ppm arası orta ve 4-50 ppmden fazla miktarlar yeterli olarak tanımlanır. Yarayışlı demir ile, toprağın kireç kapsamı arasında negatif, kil ve organik madde miktarı arasında ise pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Gap bölgesinde toprakların %40'ında demir miktarı 4,5 ppm den azdır. Bu bölgede demir eksikliği söz konusudur. Konya ovasında ise %61'inde demir eksikliği bulunmaktadır.

Türkiye topraklarının demir (ppm) dağılımı ise şöyledir;

Toprak Bünyesi Min.Değeri Max.Değeri 4.5 ppm 4.5-9.0 ppm 9.0 ppm
Kumlu 1.30 52.62 %53.25 19.48 27.27
Tınlı 0.30 123.73 28.79 36.72 34.31
Killi-tınlı 0.21 151.40 24.29 43.00 32.71
Killi 0.40 117.90 17.53 40.91 41.56

Türkiye topraklarında genellikle demir eksiliği söz konusudur ve en fazla kumlu topraklardadır.

2.Çinko: Bitkide miktarı 2-200 ppm arasındadır. Oksinlerin üretimde metabolik rol alır. Karbonikdehidrogenaz, alkoldehidrogenaz gibi enzimlerin yapı taşıdır.

Çinko eksikliği, yapraklarda damarlar arası rengin açık yeşil, sarı ve beyaza dönmesi şeklinde kendini gösterir. Meyve ağaçlarında yaprak oluşumu olumsuz etkilenir ve sürgün uçlarında rozet oluşur. Yapraklar seyrek, tomurcuk sayısı azdır ve yapraklar erken dökülür. Buğday, çeltik, mısır, soya, pamuk, patates, fasulye ve soğan çinko eksikliğine duyarlı bitkilerdir.

Çinko eksikliği, soğuk ve yağışlı iklimlerde daha çok görülür. Kalkerli topraklarda, yıkanmış asit topraklarda ve kumlu topraklarda görülmektedir. Toprak pH'si arttıkça çinko kapsamı azalır. Toprakta kritik çinko değeri 0,5 ppm'dir.

İçAnadolu Bölgesinde, demirin yanında çinko eksikliği sık rastlanılmaktadır. İçel, Adana, Hatay topraklarının %22'sinde çinko eksikliğine rastlanılmıştır. GAP bölgesi topraklarının %80'inde çinko eksikliği sözkonusudur. Orta Anadoluda çeltik tarımı yapılan bölgelerde de çinko eksikliği söz konusudur ve çinko gübrelemesi ile verim artışı sağlanmıştır.Keza buğdayda da %63-64 verim artışı sağlanmıştır.Konya ili topraklarının %51'inde çinko eksikliği söz konusudur. Ege bölgesinde de %80 oranında çinko eksikliği saptanmıştır. Orta Anadoluda çinko gübrelenmesi yapılarak buğdayda %5-548 oranında verim artışı sağlanmıştır.

Türkiye topraklarında çinko dağılımı şöyledir;

Toprak Bünyesi Min.
Değeri
Max.
Değeri
0.5 0.5-1.0 1.0-1.5 1.5-2.0 2.0-2.5 2.5-3.0 3 ppm
Kumlu 0.13 1.77 48.5 37.66 10.39 3.90 0.0 0.0 0.0
Tınlı 0.10 11.77 46.90 33.62 8.45 3.10 2.76 1.38 3.79
Killi-tınlı 0.06 12.77 52.0 31.71 8.43 2.86 1.86 0.71 2.43
Killi 0.13 3.23 51.95 31.82 7.14 5.84 0.65 1.31 1.30

Tablodan görüldüğü gibi, Türkiye topraklarında büyük oranda çinko eksikliği söz konusudur. Çinkolu gübrenin verim artışı sağlaması beklenir.

3.Bakır: Bitkide miktarı 1-25 ppm arasında değişir. Bazı enzimlerin yapı taşıdır. Eksikliğinde, yapraklarda grimsi renk kloroz ve solma şeklinde kendini belli eder. Meyve ağaçlarının uç kısmı kurur. Tahıllarda da yaprak uçları beyazlar ve kurulur. Kireçli ve aşırı fosfor olan topraklarda bakırın yarayışlılığı azalır. Kumlu ve alkali topraklarda bakırca fakir olabilir. Toprakta bakır için kritik değer 0.2 ppm dir. Toprakta organik madde oranı arttıkça, bakır ve çinko gibi makro elementlerin kapsamları artar. Bunun nedeni, organik madde içerisinde bulunan humik ve fulvik asitlerin kelatlama özelliğidir. İç Anadolu, Konya ovasında bakır eksikliği olmadığı tesbit edilmiştir. İçel, Adana ve Hatay bölgesi topraklarında da eksiklik tesbit edilememiştir. GAP bölgesinde de bakır eksikliği tesbit edilememiştir. Aydın, Muğla bölgesinde de bakır, kritik değer olan 0,2 ppm'nin üstünde bulunmaktadır. Ege bölgesi, pamuk ekimi yapılan topraklarda da bakır eksikliğine rastlanılmamıştır. Türkiye topraklarında bakır kritik değerin üstündedir ve bakır gübrelemesine gerek yoktur.

Türkiye topraklarının bakır içeriği şöyledir;

Toprak Bünyesi Min.Değeri Max.Değeri 0.2 0.2-1.0 1-3 3ppm
Kumlu 0.31 23.88 0 49.35 49.76 3.89
Tınlı 0.31 46.49 0 21.03 68.80 10.17
Killi-tınlı 0.33 30.12 0 9.00 73.14 17.86
Killi 0.72 6.97 0 3.25 70.78 25.97

4.Mangan: Bitkilerde mangan 20-1000 ppm aralığında değişir. Bitkiler tarafından mangan alımı, asitlik, havalandırma ve organik madde miktarına göre değişir. Mangan, demirle birlikte klorofil sentezinde görev yapar. Enzim sistemini, indirgenme-yükseltgenme ile aktif hale getirir ve kontrol eder.

Mangam eksikliği, genç yapraklarda görülür,hücreler küçülür. Damarlar arası sararma görülür. Fazlalığında ise, yapraklarda mangandioksit birikimi dolayısıyla yaşlı yapraklarda kahverengi benekler oluşur.Mangan noksanlığına en fazla duyarlı bitkiler fasulye, soğan, bezelye, yulaf, şeker pancarı, elma, kiraz ve turunçgillerdir.

Toprakta, manganın kritik değeri 1.00 ppm olarak belirtilmektedir. Orta Anadolu, İçel, Adana, Hatay, Antalya Harran ovası, Eskişehir, Çankırı, Çorum, Ankara illeri topraklarında yapılan analizlerde Mangan değeri kritik değerin üstünde bulunmuştur.

Türkiye topraklarının Mangan kapsamı şöyledir;

Toprak Bünyesi Min.Değeri Max.Değeri 1 1.0-5.0 5.0-10.0 10.0-20 20 ppm
Kumlu 2.10 120.87 0 7.79 37.66 32.47 22.08
Tınlı 0.74 232.50 0.17 2.59 18.97 42.93 35.34
Killi-tınlı 1.33 331.0 0.0 1.86 16.43 47.29 34.42
Killi 2.65 220.90 0.0 5.20 12.99 46.75 35.06

Tablodan görüldüğü gibi, sadece tınlı topraklarda %0.17 oranında mangan eksikliği söz konusudur. Genel olarak mangan gübrelemesine Türkiye topraklarında ihtiyaç yoktur.

5.Bor: Toprak ve bitkide kalsiyum miktarı arttığı zaman bor eksikliği söz konusu olabilir. Bitkilerde bor miktarı 2-350 ppm aralığında değişir. Borun ana işlevi, şeker ve diğer karbohidratların naklini sağlar. Bitki metabolizmasında rolü tam olarak bilinmemektedir. Şeker pancarında noksanlığı, doku gevşekliğine neden olduğu bilinmektedir.

Ülkemiz topraklarında bor ile ilgili çalışma yapılmamıştır.

6.Molibden: Daha çok baklagillerde azot tesbitinde katalizör görevi yapar. Bitkilerde 0.01-50 ppm aralığında bulunur. Eksikliği asit topraklarda daha çok görülür.

Ülkemiz topraklarında, molibden ile ilgili çalışma bulunmamaktadır.

7.Klor: Klor sulama suyu ve kimyasal gübrelerde bol miktarda bulunduğundan noksanlığına pek rastlanmaz. Bitkilerde görevi tam bilinmemektedir.

Ülkemiz topraklarında klorla ilgili çalışma bulunmamaktadır.

8.Kobalt: B vitamini ana yapısında bulunan bu element canlılar için oldukça önemlidir. Bu vitamini sentezliyen bitkiler için önemlidir.

UMUS:

Nehir deltalarında, toprağın verimli olduğu tarih öncesi topluluklardan beri bilinmektedir. Nil Deltasında tarımla uğraşanlar humuslu toprak olarak isimlendirilmiştir. Humus; topraktan ilk defa 1826 yılında Sprengel tarafından izole edilmiş ve günümüze kadar kimyası, bitkilerdeki fonksiyonları üzerine binlerce araştırma yapılmıştır. 1950 yılından itibaren humuzca zengin doğal madde kaynakları torf ve leonarditten özütlenerek BİTKİ GELİŞİM DÜZENLEYİCİ olarak tarımda yaygın kullanılmaktadır. Ülkemizde de değişik ülkelerden ithal edilerek tarımda kullanılmaktadır.

Humus polimerik polihidroksi asidler olup çözünürlüklerine bağlı olarak üç gruba ayrılır;

1.Fulvik asit; asitte ve bazda çözünen
2.Humik asit; bazda çözünen asitte çözünmeyen 3.Huminler; asitte ve bazda çözünmeyen, bu grubun alkolde çözünen kısmına ulmik asit denir.

Molekül ağırlığı 100-100000 arasında değişir ve tarımda küçük moleküllü humik asidlerin daha aktif olduğu bilinmektedir. Humatlar ve Humik asit gübre değildir fakat toprakta bulunması zorunlu organik maddelerdir. Bitki gelişim düzenleyici olarak tanımlanır, makro ve mikro besin maddelerinin bitki bünyesine alınmasını sağlayarak, sağlıklı büyümelerini sağlar. Humatların yararları;

1.Toprağın su tutma kapasitesini artırır.

2.Toprağın kuraklığa karşı direncini artırır ve yağmurun veya sulamanın yeterli olmadığı zamanlar verim artışı sağlar.

3.Toprağın işlenmesini kolaylaştırır.

4.Çok küçük toprak parçacıklarını tutarak, erozyonu azaltır.

5.Yüksek iyon değiştirme kapasitesi nedeniyle kimyasal gübrelerin daha iyi bitki tarafından kullanımını sağlar ve kök bölgelerinden uzaklaşmalarını önler.

6.Topraktaki kalsiyum karbonatın karbondioksit vermesini sağlar ve bunun kökler vasıtasıyla bitki bünyesine geçmesine yardımcı olur.

7.Toprakta, bitkiler tarafından alınamayacak formda olan mikro elementlerle kelat yaparak, bünyeye geçmesini sağlayarak beslenmeyi artırır.

8.Tuz çözeltisiyle tepkimeye girerek, bitki köklerini korur. Alkali topraklarda toprağın pH'sini düşürür. Asidik topraklarda, pH'yi yükseltir. Asidik topraktaki Aliminyumu absorplayarak bitki zehirlenmesini önler.

9.Toprağın drenajını artırır.

10.Aşırı yağışlı bölge topraklarında, biriken suda bitkilerin çürümesini önler.

11.Meyve ve sebzelerin şeker miktarını artırır.

12.Tohumun çimlenme hızını artırır.

13.Daha kuvvetli ve hızlı büyüyen filiz oluşturur.

14.Toprağın sertleşmesini önler.

15.Ezilme veya biçilme sonra bitkinin hızla gelişmesini sağlar.

16.Bitkilerin toplam büyümesini ve verimini artırır.

17.Kimyasal gübreleme maliyetini azaltır.

18.Kimyasal gübrenin topraktan uzaklaşmasını önler.

19.Pestiside, Herbisid, fungisit gibi toprağı zehirleyen kimyasalların bozunmasını hızlandırır.

20.Toprağın pH'sinin dengelenmesine yardımcı olur.

21.Bitkinin kök sistemi gelişmesini hızlandırır.

22.Topraktaki bakteri aktivitesini artırır.

Humus toprağın doğal bileşenlerinden biridir. Eksikliği erozyona, verim düşüklüğüne sebep olur. Her türlü toprakta verimi artırmak için humus ilavesi zorunludur. Toprakta bitki artıklarının bakteriler tarafından bozunması sonucu humuslar oluşur. Fakat bu işlem binlerce yıl alır. Humus doğal olarak binlerce yılda oluşmuş leonardit ve torfta büyük oranda bulunur. Dolayısıyle bu doğal ham maddeler kullanılarak verimsiz topraklar verimli hale getirilebilir.

DELTA TARIM KİMYASALLARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş.Bu amaçla kuruldu ve ülkemizin en kaliteli ham madde kaynaklarını araştırarak, tarıma en yararlı ürünleri piyasaya sürmektedir.

Özel sorunlarınızın çözümünde, geniş araştırma kadrosuyla, çiftçilerimizin hizmetindedir. Sloganımız, Türk tarımına hizmettir.


 
    
   Ziyaretçiler;   Bugün : 229 Kişi           Toplam : 477993 Kişi
          © 2003 - 2014 Delta Tarım Her hakkı saklıdır. Web Tasarım : Maxbilişim